ÖMER ALTAY
Mart 1975... O yıllarda futbol coşkusunun dorukta olduğu birkaç ilden biri de Adana...
Özellikle Adanaspor, her sezona şampiyonluk parolasıyla başlıyor. Çukurova temsilcileri, şimdi olduğu gibi 2. Lig?in çeşitli kategorilerinde değil, 1. Lig?de mücadele ediyor. Ve fotoğraflarda bir Adana derbisi görülüyor. Şampiyonluğa oynayan Adanaspor?a en büyük çelmelerden birini 1-0?lık skorla Adana Demirspor atıyor. F.Bahçe?nin şampiyon olduğu sezonu Adanaspor dördüncü, Adana Demirspor da sekizinci tamamlıyor.
Facebook sayfamızı ziyaret ediniz.
11 Ağustos 2009 Salı
Ünlü futbolcularımız
Velkoviç.miliç.sabotiç.bora apaçi isa malik kayahan-ali Beykoz,Feyzullah ümit Altan eyup reşit çamur şevket Timuçin selahaddin Mustafa Ulucan Mustafa şentürk İsmail Ercan,Reşat,Adnan,darko,günay,özer,Vedat,Erhan,gani,mekik,Ahmet ziya,Nejat Nihat Nevzat,bakir,razık,murat yüksel,irfan
Faruk Karadağ aslen Adanalı beşiktaştan geldi Adanasporda iki yıl oynadıktan sonra tekrar beşiktaşa döndü.
Orhan kazik
Orhan yüksel:gençlerbirliğinden adanaspora transfer olmuşrtu.
Yener çokyaşar:iyi bir orta saha oyuncusuydu
Ylçın korkmazer:iyi bir sağbekti
Ali palalı Günay Köksal mestçi Peroviç Büyük Orhan Orhan kaynak Halis(Adanalı ona karayılan derdi)
Tufan (solbekimizdi 71-72 sezonunda ilk şampiyon olduğumuz pazuka gibi şutları vardı top bir insanın ayağına bu kadarmı yakışır diyebileceğimiz bir futbolcumuzdu.)
Yalçın korkmazer:iyi bir sağbekti
Kamyon Behçet Erdinç …
.Gani(kör gani diye lakab takmışlardı)
Malik(bir maçta bacak arası gol yediğinden dolayı kumbara malik diye hitab ederlerdi)
Halis (demirsporla olan bir maçımızda Demirsporlular küfür ettiler sahanın içinde ellerini yüzüne kapatarak dakikalarca ağlayan futbolcumuz akabinde hollandaya gitti bir daha geri dönmedi) Erhan kalecimizdi Mehmet dört
Oğuz Çetin Reşit Kaynak İsa Ertürk Kayhan Kaynak Nurettin Yıldız Orhan Kaynak Necati
Ateş,Altan Aksoy,Cem Şenyıdız,murat Şahin,Volkan Arslan,Timur Yanyalı,Fırat Aydın Ali Asım Baklaya
Malik, Nejat, K. Mustafa, Osman, Savaş (B. Mustafa), Özer Umdu (Nihat), Feyzullah Küçük, Bakir Şalak, Selahattin, Ahmet Kahraman, Kayhan Kaynak
Gani Kasım: Eski Adanalı futbolcu. İngiliz işgali altındayken Kıbrıs’a giden Adana karmasında yer aldı.
Murat Şahin Ercan Ünal Necati,Volkan,Güngör,Timur,Hayati,Ergin,İbrahimİlker Meszaros,M.Özatak,Mehmet Serkan Ali AsımAtilla,Gürhan,Volkan,,Gökmen
U.Korkut,Lalik
Faruk Karadağ aslen Adanalı beşiktaştan geldi Adanasporda iki yıl oynadıktan sonra tekrar beşiktaşa döndü.
Orhan kazik
Orhan yüksel:gençlerbirliğinden adanaspora transfer olmuşrtu.
Yener çokyaşar:iyi bir orta saha oyuncusuydu
Ylçın korkmazer:iyi bir sağbekti
Ali palalı Günay Köksal mestçi Peroviç Büyük Orhan Orhan kaynak Halis(Adanalı ona karayılan derdi)
Tufan (solbekimizdi 71-72 sezonunda ilk şampiyon olduğumuz pazuka gibi şutları vardı top bir insanın ayağına bu kadarmı yakışır diyebileceğimiz bir futbolcumuzdu.)
Yalçın korkmazer:iyi bir sağbekti
Kamyon Behçet Erdinç …
.Gani(kör gani diye lakab takmışlardı)
Malik(bir maçta bacak arası gol yediğinden dolayı kumbara malik diye hitab ederlerdi)
Halis (demirsporla olan bir maçımızda Demirsporlular küfür ettiler sahanın içinde ellerini yüzüne kapatarak dakikalarca ağlayan futbolcumuz akabinde hollandaya gitti bir daha geri dönmedi) Erhan kalecimizdi Mehmet dört
Oğuz Çetin Reşit Kaynak İsa Ertürk Kayhan Kaynak Nurettin Yıldız Orhan Kaynak Necati
Ateş,Altan Aksoy,Cem Şenyıdız,murat Şahin,Volkan Arslan,Timur Yanyalı,Fırat Aydın Ali Asım Baklaya
Malik, Nejat, K. Mustafa, Osman, Savaş (B. Mustafa), Özer Umdu (Nihat), Feyzullah Küçük, Bakir Şalak, Selahattin, Ahmet Kahraman, Kayhan Kaynak
Gani Kasım: Eski Adanalı futbolcu. İngiliz işgali altındayken Kıbrıs’a giden Adana karmasında yer aldı.
Murat Şahin Ercan Ünal Necati,Volkan,Güngör,Timur,Hayati,Ergin,İbrahimİlker Meszaros,M.Özatak,Mehmet Serkan Ali AsımAtilla,Gürhan,Volkan,,Gökmen
U.Korkut,Lalik
O benim babamdı.

Türk futbolu bir ulu çınarını kaybetti. Hayatını futbola adamış, inanılmaz çalışmalara imza atmış, Türk Futbolunun gelişmesi için gecesini gündüzünü birbirine katmış bir ulu çınar. Yaşam kadar ölümde hayatın bir gerçeği. Önemli olan “Gökkubbede Bir Hoş Sedadır”.
Adana’da tanıdım, rahmetli Gündüz Tekin Onay’ı. Adanaspor’a yeni transfer olmuş, büyük şehirde futbolun beşiği olan Adana’da ayakta kalmamın ana kaynağı olmuştu. Teknik Direktörümdü ve öylesine bir Adana sevgisi vardı ki, kendisini Adana’lı sanıyordum.
Bursa’ya transferim sonrası ilişkilerim hiç bitmemiş, aksine dostluğum ilerlemiş ailece görüşmeye devam ediyorduk.3 Yıllık Bursaspor futbol yaşantım sonrası transfer döneminde Denizlispor ile anlaştığını ve gelmemi istediğini söylediğinde hiç düşünmeden evet demiştim. Denizlide yaşadığımız bir yıl sonrasında Zoguldakspor ile anlaştım Zonguldakspor’dan sonra bir süre ayrı kaldık ve Gündüz Hocam Adanaspor ile yeniden anlaştığını ve gelmemi istediğini söyledi.
Adana’ya gel dediği anda bile ilk günlerdeki gibi hiç bir şey düşünmeden gittim. Sonrasında yaşımın ilerlemesi ve futbolun son demleri olması nedeniyle futbola teknik adam olarak hizmet etmeyi düşünmeye başladım. Bu süre içinde her zaman görüş alışverişinde bulunuyorduk ve bağımız hiç kopmadı. Aldığım her kararda onun adı vardı. Türk futbolunda onu kendime idol seçmiştim. O’nun yanında yürümeyi kendime ilke ediniyordum. Yaşamını Türk futboluna adayan biriydi Saygıdeğer Gündüz Tekin Onay.
İstanbul’dan Ankara istikametine her geçişinde mutlaka Bolu’da beraber oluyor, onu ağırlama onuru yaşardım. Eğer ben bugün Türk futbolu için bir şeyler yapabiliyorsam bunda Gündüz Tekin Onay’ın imzası vardır. Gündüz Hoca sadece futbolda değil güncel yaşamda da bana verdiği öğütler ile her zaman bir baba gibi yanımda idi. Benim yanlış yapmamam için bir büyüğüm, bir baba şefkati ve koruması ile hep desteğini aldım.
Kaybetmenin acısı ile neler yazılır bilemem ama içim acıyor. İnanın böylesi bir değeri zamansız kaybetmenin acısı en uç noktalarımda hissediyorum. Rahmetli derken bile ellerimin titrediği Saygıdeğer Gündüz Tekin Onay’ın Türk Futbolu içindeki boşluğunu doldurmamız çok zaman alacaktır ve zor olacaktır. Gündüz Hocama Allah’tan rahmet, ailesi, Türk Futboluna hizmet edenlere baş sağlığı diliyorum. Gündüz Hocam o kadar değerliydi ki benim için oğluma onun adını verdim. Batuhan Onay Beykoz. Nur içinde yatasın hocam, ismin ve oğulların yaşıyor. Senin bayrağını taşımaya çalışacağımızın sözünü veriyorum.
Ali beykoz.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
6 Ağustos 2009 Perşembe
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Adanaspor 1975 Senesi Takım Kadrosu


Kaptan Timuçin,Apaçi İsa Ve Reşit.

Sonra, Önder: Fenerbahçe ve Demirspor’da da oynamıştı. Bir trafik kazasında yaşamını kaybetmişti.

Teknik direktör Gündüz Tekin Onay.
Ayaktakiler: Güngör, Necip Naci, Selami Tekkazancı(Füze Selami, antrenör), kaleci Ahmet Ziya, Orhan Yüksel(antrenör), Mehmet, Ömer, Mustafa;
Orta sıra: Yener, Muzaffer, Gündüz Hoca, Bayram Erbil(antrenör), Harun, Köksal;
Oturanlar: Masör Ali, Akın, İrfan, Kemal, Faruk, Küçük İrfan, Vedat Bayraktar.
Poster altında da şöyle bir yazı, 1976 senesinden: Güçlü kadrosu, uyumlu yönetimi ve de yetkili teknik adamlarıyla daha iyi bir sonuca layık Adanaspor...
** Bu değerli belgeyi bizimle paylaşan hakan hocama hakan hocamla paylaşan Ergün Abiye teşekkürler.
11 Temmuz 2009 Cumartesi
3 Temmuz 2009 Cuma
26 Haziran 2009 Cuma
25 Haziran 2009 Perşembe
21 Haziran 2009 Pazar
5 Haziran 2009 Cuma
Coşkun Çelik'in kaleminden.
Bu kalp seni unutur mu Kayhan?
Ligin en şık gollerini o atardı ama 14 yıl önce aramızdan ayrıldı. Seni unutmadık Kayhan Kaynak...
Önce İrfan ardından Reşit ve sonra Kayhan... Kalp krizine yenik düştüler. Kayhan, 9 Ocak 1994'te ayrıldı aramızdan. 1985'te Fenerbahçe'ye transfer olmuştu Adanaspor'dan. Sonra Konya, Eskişehir, Aydın'da oynadı. Memleketine döndü Adana Demirspor forması giydi. 1994’teki devre arası kampında, bir idman sırasında yumdu hayata gözlerini.
Belki çoğu futbolcunun evinde vardır ama Kayhan'ın oğlu Erdoğan bir köşe yapmış babası için. Babasının oynadığı takımlara ait dönemlerden resimler koymuş o köşeye. Aldığı kupaları, tesbihleri dizmiş önüne de. Üst tarafa da giydiği son kramponları... Ölümünün ardından 14 yıl geçti ve bir kez daha anıyoruz Kayhan'ı. Evinin köşesindeki Bursa maçında attığı golün ardından çerçevelenmiş gazete küpüründe denildiği gibi: "Ligin en şık gollerini hep o atar
Adanaspor’un Lig Tarihinde;
En başarılı futbolcusu: Kayhan Kaynak
‘’Adana futbol tarihinin kilometre taşlarından. Futbolcu kardeşleri Reşit’in küçüğü, Orhan’ın ağabeyiydi. 5 Ocak Stadının çimleri onunkiler gibi depar görmedi. Turuncu-beyaz formayla attığı goller onu Fenerbahçe’ye taşıdı. Ama Kaynak ailesinin futbolculuk gibi ortak bir özelliği daha vardı: Kalp krizi. Karataş’ta sıcak bir yaz günü Adana Demirspor idmanında dünyadan göçüp gitti. Sürati ve tekniği ecele çalım atmaya yetmedi.
Bu kalp seni unutur mu Kayhan?
Ligin en şık gollerini o atardı ama 14 yıl önce aramızdan ayrıldı. Seni unutmadık Kayhan Kaynak...Önce İrfan ardından Reşit ve sonra Kayhan... Kalp krizine yenik düştüler. Kayhan, 9 Ocak 1994'te ayrıldı aramızdan. 1985'te Fenerbahçe'ye transfer olmuştu Adanaspor'dan. Sonra Konya, Eskişehir, Aydın'da oynadı. Memleketine döndü Adana Demirspor forması giydi. 1994’teki devre arası kampında, bir idman sırasında yumdu hayata gözlerini.Belki çoğu futbolcunun evinde vardır ama Kayhan'ın oğlu Erdoğan bir köşe yapmış babası için. Babasının oynadığı takımlara ait dönemlerden resimler koymuş o köşeye. Aldığı kupaları, tesbihleri dizmiş önüne de. Üst tarafa da giydiği son kramponları... Ölümünün ardından 14 yıl geçti ve bir kez daha anıyoruz Kayhan'ı. Evinin köşesindeki Bursa maçında attığı golün ardından çerçevelenmiş gazete küpüründe denildiği gibi: "Ligin en şık gollerini hep o atar..."
Kayhan’ın küçüğü Orhan şu an Eskişehirspor’da Rıza Çalımbay’ın yardımcılığını yapıyor. Oğlu Erdoğan ise Adana Demirspor’un teknik ekibinde analist olarak görev yapıyor.
4 Haziran 2009 Perşembe
Gündüz tekin onay.
Kendisini rahmetle anıyoruz.
Adanaspor için yaptıklarını unutmıyacağız unutturmıyacağız.
Allah mekeanını cennet eylesin.
Adanaspor maça çıkarken.
Adanaspor eskiden kötü sonuçlar aldığı zamanlarda Tarsusa eshabil kefe giderdi arkasından maçlara kurban kesilerek çıkardı.
Her sezon öncesi kurban kesilirdi.
Şimdilerde bu adedimizden vaz eçmiş gibiyiz.
24 Mayıs 2009 Pazar
1967 Adanaspor takım kadrosu.
ADANASPOR 1967 Adana Spor
Eski bir dergiden alınma,
Altuğ, Mustafa, Alpay, Erol, Ayhan, Erden, Fikri, Lütfü, Yüksel, Asım, Yalçın
Adanaspor ilk prfosyonelliğe adım atarken.
Adanaspor'un ilk profesyonel kadrosu - 1966-67.
Adana amatör futbol döneminden.
Adanaspor'un Şam gezisi.
Kupa seremonileri.
İlk lig maçları ve maç seremonisi.
Antrenman görüntüsü.
23 Mayıs 2009 Cumartesi
8 Mayıs 2009 Cuma
İsa Ertürk.
İSA ERTÜRK GÖLKÖY İLE DEVAM
Dünya Karması’nda Adanaspor forması giydiği dönemlerde oynayan ilk Türk futbolcu olan ve yıllarca Adanaspor veFenerbahçe forması giymiş İsa Ertürk, 2008-2009 sezonunda da Göltürkbükü Belediyespor’da antrenörlük yapacak.
İsa Ertürk, 17 Temmuz 1955 Ankara doğumlu, millî futbolcu.
Orta saha pozisyonunda oynamaktaydı. Bir dünya karmasına davet edilen ilk Türk futbolcudur. Futbola 1970 yılındaKütahya'da başlamış, daha sonra sırasıyla Altay , Adanaspor, Zonguldakspor, Fenerbahçe, Mersin İdman Yurdu, Altay ,Konyaspor ve Zeytinburnuspor'da görev yapmıştır.
1980'de Fenerbahçe'ye transfer olan futbolcu 32 defa Türk Millî Takımında yer almıştır.
İsa Ertürk, orta saha ve hücumdaki çalışkanlığı, sert şutları ve golleriyle hatırlanır.
Dünya Karması’nda Adanaspor forması giydiği dönemlerde oynayan ilk Türk futbolcu olan ve yıllarca Adanaspor veFenerbahçe forması giymiş İsa Ertürk, 2008-2009 sezonunda da Göltürkbükü Belediyespor’da antrenörlük yapacak.
İsa Ertürk, 17 Temmuz 1955 Ankara doğumlu, millî futbolcu.
Orta saha pozisyonunda oynamaktaydı. Bir dünya karmasına davet edilen ilk Türk futbolcudur. Futbola 1970 yılındaKütahya'da başlamış, daha sonra sırasıyla Altay , Adanaspor, Zonguldakspor, Fenerbahçe, Mersin İdman Yurdu, Altay ,Konyaspor ve Zeytinburnuspor'da görev yapmıştır.
1980'de Fenerbahçe'ye transfer olan futbolcu 32 defa Türk Millî Takımında yer almıştır.
İsa Ertürk, orta saha ve hücumdaki çalışkanlığı, sert şutları ve golleriyle hatırlanır.
Sabotiç.
bu benim gittigim ilk fb macidir. o macta adanasporlu sabotic vardi. adi f.bahceye gelecek futbolcularin arasinda gecerdi. fakat kendisi a.gücü ile anlasmisti. ve o gün sanki hayatinin futbolunu oynuyordu. zaten f.bahce de ilk yarida gol atamamisti. ılk yari bittiginde futbolcular cikis tüneline girerken sabotic aleyhine ne tezahüratlar yapilmisti... 2. yari basladi ve ilk 15 dakikada gene f.bahceden gol sesi yoktu ve sabotic sahane oyununu devam ettiriyordu. f.bahce kalecisi nurettin ile her karsilastiginda stad ayaga kalkardi. neyse ki ilk gol 64. dakikada b.senol ile gelince tüm f.bahceliler sevindi. ardindan hemen 2 dakika sonra da aykutun golü gelince hepimiz mac yavas yavas farka gider diye konusmaya baslamistik ki 81. dakikada senol 3'ün ardindan 2-3 dakika sonra turhan'in golleri gelince hepimiz sevinmistik. hatta ve hatta stad bayram yerine dönmüstü. ta ki macin bitmesine saniyeler kala adanasporun tek sayisi gelene kadar. tüm taraftarlari da üzen golü atanin sabotic olmasiydi. maci f.bahce 4-1 almisti ama atilan 4 gol unutulmus, neden sabotic'den gol yenildinin analizi yapiliyordu.
dönem gazetesinden;
sabotiç ve ercan'ı fenerbahçeliler kaçırdı
feenerbahçe-adanaspor maçından sonra sevinen taraf kümede kaldığı için adanaspor'du. adanaspor'un golcüsü sabotiç ve 6 nolu formasıyla orta alanda etkili olan ercan ise maçtan sonra herkesin gözü önünde fenerbahçeli yöneticiler tarafından kaçırıldı. önce ercan'ı alan yöneticiler daha sonra basın kapısından çıkan adanaspor'un yugoslav futbolcusu sabotiç'i iki kişi kolundan tuttuğu gibi 50-60 metre ilerideki 2 kd 261 plakalı beyaz mercedes arabaya apar topar bindirdiler. 2 futbolcu hiçbir soruya cevaplamadan alel acele stadın önünden uzaklaştılar. iki futbolcunun yöneticiler tarafından görüşme yapmak üzere kimsenin bilmediği bir yere götürüldüğü öğrenildi
dönem gazetesinden;
sabotiç ve ercan'ı fenerbahçeliler kaçırdı
feenerbahçe-adanaspor maçından sonra sevinen taraf kümede kaldığı için adanaspor'du. adanaspor'un golcüsü sabotiç ve 6 nolu formasıyla orta alanda etkili olan ercan ise maçtan sonra herkesin gözü önünde fenerbahçeli yöneticiler tarafından kaçırıldı. önce ercan'ı alan yöneticiler daha sonra basın kapısından çıkan adanaspor'un yugoslav futbolcusu sabotiç'i iki kişi kolundan tuttuğu gibi 50-60 metre ilerideki 2 kd 261 plakalı beyaz mercedes arabaya apar topar bindirdiler. 2 futbolcu hiçbir soruya cevaplamadan alel acele stadın önünden uzaklaştılar. iki futbolcunun yöneticiler tarafından görüşme yapmak üzere kimsenin bilmediği bir yere götürüldüğü öğrenildi
Necati Ateş.

39. Necati Ateş: Necati Ateş (3 Ocak 1980, İzmir) Türk futbolcu. Forvet oyuncusudur, Altaydan adanaspora transfer olmuş adanasporun süper liğe çıkmasında büyük pay sahibidir süper liğde adanaspor forması altında sayısız gollere imza atmış yıldızı Adanasporda parlamış Adanaspordan galatasaraya transfer olmuştur.şu anda bonservisi Galatasaray'da bulunmaktadır ama oyuncu Ankaraspor'a bir sezonluğuna kiralanmıştır.
Galatasaray'a 2003-2004 sezonu devre arasında gelmiştir.
Geldiğinde 25 numaralı formayı giyen Necati Ateş daha sonra 10 numaralı formayı giymiştir. Daha sonra takıma Lincoln'ün gelişiyle 10 numaralı formayı lincoln'e hediye etmiştir. Galatasaray'a geldiğinden beri kaydettiği skorlara ve yaşına bakılırsa Hakan Şükür'ü ilerliyen yıllarda istatisliklerde geride bırakabileceği düşünülüyordu. Ancak süpriz bir şekilde 24.07.2007 tarihinde Galatasaray teknik heyeti tarafından kadroda duşünülmediği açıklanmış ve kadro dışı bırakılmıştır. Bunda 2006-2007 yılında geçirdiği sakatlıklar ve bir türlü form tutamamasıda neden olmuştur.
2007-2008 sezonu öncesi Karl Heinz Feldkamp tarafından kadro dışı bırakılmıştır ve 3’lü takasta kullanılmıştır.
Futbolda Anadolu yürüyüşü.
Futbolda Anadolu yürüyüşü
Bir dönemler Eskişehirspor, Adanaspor ve Samsunspor’un yaşadığı başarılar Anadolu’yu gururlandırırken, iki sezondur bayrak Sivasspor’un ellerinde.
Mithat Fabian
Sözmen
Tanıl Bora, geçtiğimiz Pazartesi günü Radikal’deki yazısına çok doğru ve güzel bir cümleyle başlamıştı: “Bülent Uygun’un dilinde hiç yakışmıyor ama!- ‘ihtilâl’, ‘devrim’…” Doğru söze ne hacet! Lakin ortada bir gerçek var ki 2 senedir hızı “ha kesildi ha kesilecek” diye her hafta dedikodusu yapılan Sivasspor adım adım şampiyonluğa doğru ilerliyor. Olabilir mi, olamaz mı ukalalığa kaçmadan bir şeyler söylemek güç! Zaten 18 yıllık futbol izleyiciliğimden öğrendiğim bir şey varsa o da tahminde bulunmaktan mümkün olduğunca kaçınmanın en makul yol olduğudur. Zira ömür boyu unutamayacağımız enstantaneler yaratma konusunda bir hayli becerikli olan sporcu milletinin ne yapıp ne yapamayacağını biz “çokbilmişler” asla tam olarak kestiremeyiz.
Tarih dersi vermek haddime düşmez ama gelin geçmişten birkaç ihtilalciyi anıverelim. 1968’den 1989’a, Anadolu’nun üç farklı köşesinden çıkıp İstanbul’a korku düşüren kulüplerimizi hatırlayalım: Eskişehir’i, Adana’yı ve Samsun’u…
KIRMIZI ŞİMŞEKLER
Yaşadıysanız zaten bilirsiniz de benim gibi yaşı tutmayanlar için diyorum: “70’lerde Eskişehirspor bir başkaymış.” Hala okumadıysanız Özgür Topyıldız’ın nefis “Anadolu Yıldızı Eskişehirspor” kitabını, ben size böylece özetleyeyim. Eskişehirspor’un, 60’ların sonunda başlayan ve 75/76 sezonuna kadar süren yürekli yürüyüşü, İzmir’i saymazsak Anadolu’dan yükselen ilk isyan sesiydi. 3 ikincilik, 2 üçüncülük, 2 de dördüncülük sığdırmışlar 69-75 arasına. Bir Türkiye Kupası ve Avrupa zaferleri de cabası. Sıra dışı ve asi tavırları taraftarlarına da sirayet etmiş ve efsane amigoları Orhan’ın önderliğinde dönemin en ateşli ve renkli tribün hareketi oluşmuş. “Fethi-Nihat-Ender/Filelere Gönder”li naif tezahüratlardan, rakiplerine bir yandan korku bir yandan da ilham veren tribün şovlarına, futbolun hakikatinin her çeşidini yansıtmışlar spor kültürümüze. Eskişehirspor diyince Fethi Heper’i unutmak olmaz. O sadece rekortmen bir golcü değil aynı zamanda Türkiye tarihinin futbolculuktan sonra profesörlüğe yükselen ilk ismidir. Brezilyalıların felsefe doktoralı Socrates’i varsa bizim de Profesör Fethi Heper’imiz var yani.
TURBEYLER
70’lerin sonu ve 80’lerin başında en şaşaalı günlerini yaşayan Akdeniz takımlarından bir tek Adanaspor şampiyonluğa yaklaşabilmiştir. 80/81 mevsiminin yenik, sıkılgan ve postallı havasında Fenerbahçe averajla küme düşmekten kurtulur, Trabzonspor aldığı 7 mağlubiyete rağmen şampiyon olurken güneyin en büyük şehrinin “Turuncu tarafı” neredeyse ipi göğüsleyen taraf olacaktı. Şampiyonluk umutlarını sonlandıran kaybın, 28. haftada komşu Mersin’de gelmesiyse -ki Mersin İdman Yurdu o sene küme düşmüştü- Çukurova’nın doğusu ve batısında farklı ruh halleri yaratmıştı doğal olarak. O günden bugüne Adana’yı ve Mersin’i kaplayan spor sessizliği ise bir Akdenizli/Çukurovalı olarak en hayıflandığım hadiselerden biridir (Mersin’in 83’teki Türkiye Kupası finalini saymazsak).
GOLCÜLERİN ŞEHRİ SAMSUN
“Her ölüm erken ölümdür” demiş ya Cemal Süreya, ya böylesine ne denir? Samsun’un 85’ten 88’e büyüklere korku salan armadasını, hiçbir şeyin değil ama 20 Ocak 1989’daki o elim trafik kazasının parçalaması kadar acı ne olabilir? “Zoolog Roberto Fontanarosa der ki: “Nesli tükenen iki tür var biri panda ayıları, biri de golcüler.” 80’lerde Samsun’un böyle bir sıkıntısı yoktu. Golcülerin şehridir Samsun ve kırmızı beyazlıların 85’teki ilk yükselişinde Tanju Çolak’ın payı büyüktür. O, “Hayatta üç hayalim var; biri Galatasaray, biri Hülya Avşar, biri de BMW” deyip Samsun’u terk ettiğinde geride hala taş gibi bir takım vardı, ta ki o canavar kazaya kadar. 80’lerin unutulmaz Samsun takımı, iki lig üçüncülüğü bir de dördüncülük elde etmiş ama belki de en kıymetlisi kente renkli bir futbol ekolü miras bırakmıştır.
Adını anamadığım Göztepe, Altay, Ankaragücü, Kocaelispor, Gaziantepspor, Gençlerbirliği gibi camialar kusura bakmasın. Elbette daha nice takım vardı bizleri heyecana sürükleyen. Şimdiyse Sivas’ın Yiğidoları, Anadolu’nun yegâne muzaffer devrimcisi Trabzonspor’un ardılı olarak tarihe adını yazdırma peşinde. Bol şans Sivas, Anadolu arkanda!
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=50321
Bir dönemler Eskişehirspor, Adanaspor ve Samsunspor’un yaşadığı başarılar Anadolu’yu gururlandırırken, iki sezondur bayrak Sivasspor’un ellerinde.
Mithat Fabian
Sözmen
Tanıl Bora, geçtiğimiz Pazartesi günü Radikal’deki yazısına çok doğru ve güzel bir cümleyle başlamıştı: “Bülent Uygun’un dilinde hiç yakışmıyor ama!- ‘ihtilâl’, ‘devrim’…” Doğru söze ne hacet! Lakin ortada bir gerçek var ki 2 senedir hızı “ha kesildi ha kesilecek” diye her hafta dedikodusu yapılan Sivasspor adım adım şampiyonluğa doğru ilerliyor. Olabilir mi, olamaz mı ukalalığa kaçmadan bir şeyler söylemek güç! Zaten 18 yıllık futbol izleyiciliğimden öğrendiğim bir şey varsa o da tahminde bulunmaktan mümkün olduğunca kaçınmanın en makul yol olduğudur. Zira ömür boyu unutamayacağımız enstantaneler yaratma konusunda bir hayli becerikli olan sporcu milletinin ne yapıp ne yapamayacağını biz “çokbilmişler” asla tam olarak kestiremeyiz.
Tarih dersi vermek haddime düşmez ama gelin geçmişten birkaç ihtilalciyi anıverelim. 1968’den 1989’a, Anadolu’nun üç farklı köşesinden çıkıp İstanbul’a korku düşüren kulüplerimizi hatırlayalım: Eskişehir’i, Adana’yı ve Samsun’u…
KIRMIZI ŞİMŞEKLER
Yaşadıysanız zaten bilirsiniz de benim gibi yaşı tutmayanlar için diyorum: “70’lerde Eskişehirspor bir başkaymış.” Hala okumadıysanız Özgür Topyıldız’ın nefis “Anadolu Yıldızı Eskişehirspor” kitabını, ben size böylece özetleyeyim. Eskişehirspor’un, 60’ların sonunda başlayan ve 75/76 sezonuna kadar süren yürekli yürüyüşü, İzmir’i saymazsak Anadolu’dan yükselen ilk isyan sesiydi. 3 ikincilik, 2 üçüncülük, 2 de dördüncülük sığdırmışlar 69-75 arasına. Bir Türkiye Kupası ve Avrupa zaferleri de cabası. Sıra dışı ve asi tavırları taraftarlarına da sirayet etmiş ve efsane amigoları Orhan’ın önderliğinde dönemin en ateşli ve renkli tribün hareketi oluşmuş. “Fethi-Nihat-Ender/Filelere Gönder”li naif tezahüratlardan, rakiplerine bir yandan korku bir yandan da ilham veren tribün şovlarına, futbolun hakikatinin her çeşidini yansıtmışlar spor kültürümüze. Eskişehirspor diyince Fethi Heper’i unutmak olmaz. O sadece rekortmen bir golcü değil aynı zamanda Türkiye tarihinin futbolculuktan sonra profesörlüğe yükselen ilk ismidir. Brezilyalıların felsefe doktoralı Socrates’i varsa bizim de Profesör Fethi Heper’imiz var yani.
TURBEYLER
70’lerin sonu ve 80’lerin başında en şaşaalı günlerini yaşayan Akdeniz takımlarından bir tek Adanaspor şampiyonluğa yaklaşabilmiştir. 80/81 mevsiminin yenik, sıkılgan ve postallı havasında Fenerbahçe averajla küme düşmekten kurtulur, Trabzonspor aldığı 7 mağlubiyete rağmen şampiyon olurken güneyin en büyük şehrinin “Turuncu tarafı” neredeyse ipi göğüsleyen taraf olacaktı. Şampiyonluk umutlarını sonlandıran kaybın, 28. haftada komşu Mersin’de gelmesiyse -ki Mersin İdman Yurdu o sene küme düşmüştü- Çukurova’nın doğusu ve batısında farklı ruh halleri yaratmıştı doğal olarak. O günden bugüne Adana’yı ve Mersin’i kaplayan spor sessizliği ise bir Akdenizli/Çukurovalı olarak en hayıflandığım hadiselerden biridir (Mersin’in 83’teki Türkiye Kupası finalini saymazsak).
GOLCÜLERİN ŞEHRİ SAMSUN
“Her ölüm erken ölümdür” demiş ya Cemal Süreya, ya böylesine ne denir? Samsun’un 85’ten 88’e büyüklere korku salan armadasını, hiçbir şeyin değil ama 20 Ocak 1989’daki o elim trafik kazasının parçalaması kadar acı ne olabilir? “Zoolog Roberto Fontanarosa der ki: “Nesli tükenen iki tür var biri panda ayıları, biri de golcüler.” 80’lerde Samsun’un böyle bir sıkıntısı yoktu. Golcülerin şehridir Samsun ve kırmızı beyazlıların 85’teki ilk yükselişinde Tanju Çolak’ın payı büyüktür. O, “Hayatta üç hayalim var; biri Galatasaray, biri Hülya Avşar, biri de BMW” deyip Samsun’u terk ettiğinde geride hala taş gibi bir takım vardı, ta ki o canavar kazaya kadar. 80’lerin unutulmaz Samsun takımı, iki lig üçüncülüğü bir de dördüncülük elde etmiş ama belki de en kıymetlisi kente renkli bir futbol ekolü miras bırakmıştır.
Adını anamadığım Göztepe, Altay, Ankaragücü, Kocaelispor, Gaziantepspor, Gençlerbirliği gibi camialar kusura bakmasın. Elbette daha nice takım vardı bizleri heyecana sürükleyen. Şimdiyse Sivas’ın Yiğidoları, Anadolu’nun yegâne muzaffer devrimcisi Trabzonspor’un ardılı olarak tarihe adını yazdırma peşinde. Bol şans Sivas, Anadolu arkanda!
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=50321
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)






















